17 Temmuz 2010 Cumartesi

BÜLENT POLATAY- KADIRGALI


ESKİ VE YENİ ÇEHRESİYLE KADIRGA GERÇEĞİ
Kadırga deyince belleğimde burasının tarihi, insan dokusu, bu dokunun yarattığı kültür, Kadırgalı olmanın belirlediği yaşam biçimi, coğrafyası gibi beni hem geçmişe sürükleyen hem de bugünün gerçeklerini ortaya koymama yardımcı olan konular belirmektedir.
Kadırga, tarihine altın sayfalarla yazılmış onlarca milli sporcu yetiştirmiş, 1.2.3. profesyonel futbol liginde oynayan futbolcuları bulunan, Türkiye'nin nadir amatör kulüblerinden birine sahip bir semttir.
Uzak tarihe bir yolculuk için sahile inmek yeterlidir.Bizans Surları ve kaleleri, Tekfur Sarayı ve camiler, Ermeni ve Rum kiliseleri, Kadırga gemilerinin onarıldığı liman ve caddesi bunlardan birkaçıdır.
Coğrafi olarak, Dersaadet denilen tarihi yarımadanın göbeğinde yer alması, bütün tarihi eserlere, cami, kilise, müzelere ve kapalı çarşıya yakın olması, ulaşım açısından kara, deniz, raylı sisteme yakınlığı, ayrıca havayolu ulaşımına da yakın olması dolayısıyla benzersiz bir konumdadır.
Kadırgalı olmanın verdiği ve bana kendisini gerçekten buralı hissedenlere verdiği duygular ise, ancak yaşanarak anlatılabilir. Eski yaşamın da beraber desteklediği kültür yapısı diğer semtlere nazaran farklı kılıyor burayı (belki bana göre !!)
İnsan dokusu ayrı bir güzelliğidir Kadırganın. Sahil yaşamının tüm hoşgörüsünü, geleneklerin kültürler ve kuşaklar arası geçişini, dostluk ve dayanışma duygusunu, dışlamak yerine sahip çıkmayı, konukseverliğin kalıcı örneklerini burada gözlemeyen birisi zaten hiç Kadırgalı olmamış demektir. Özellikle Kadırgaspor Klubü'nün de desteği ile Kadırga yerleşenlerine sahip çıkılması da bu bölgenin özgünlüğünü yansıtması açısından önemlidir.
Bence üzerinde durulması gereken soru şudur; Kadırga çok eski bir semt olmasına ve eski İstanbul'da yaşayan herkesin bildiği bir yer olmasına karşın, neden şenliklerle tanıtıyoruz? neden hala Seda Sayan'la anılıyor bu güzel yer? Oldukça popüler bir sanatçımız hala Kadırgalı olmak vurgusunu kullanıyorsa bunun üzerinde bir kez daha düşünmek gerekiyor. Demekki bu semt kendisine güzellikler katmış, değişik yaşam biçimleri sunmuş. İnanıyorum ki Seda Sayan da bu semtin tanınmasında çok katkıda bulunmuştur ya da bulunacaktır.
Kadırga Semti'nin diğer bir özelliği de Anadolu'dan büyük göç almış olmasıdır. Üstelik göç hem ulusal hem de uluslar arasıdır ki ortaya inanılmaz kozmopolit bir yer çıkmıştır. Bu anlamda burası tipik bir Anadolu kasabası olarak asla adlandırılamaz. Belki de çok klasik tanımıyla Ortadoğu, Balkanlar ve Avrupa'nın değişik ülkelerinin biraraya geldiği eşine az rastlanır bir örnek sunmaktadır. Gelen değişik ülkelerin insanları etkilendikleri bu doku karşısında yerleşik yaşama geçmeye ve burada mülk almaya karar vermişlerdir. Kanımca yerli göçlerin nedeni Kadırga'nın Eminönü bölgesine yakınlığı, işyerlerinin, çarşıların dolayısıyla çalışma alanlarının çokluğu bu göçü tetiklemiştir. Roma ve Bizans tarihi ile önemli tarihi yerlerin bu bölgede olması da yabancı göçü getirmiştir.
Kadırga Şenliği'ne gelince 2010 kültür başkenti kapsamında çalışan arkadaşlarımla tanışmam dolayısıyla ben de kendimce tabii Kadırgalı olmanın verdiği ve Kadırga için herşeyi yapabilirim mantığı ile oluşturulacak panelde Kadırga'yı eskisi ve yenisiyle tanıtmak ve yabancı gözüyle "Kadırga nasıl bir yerdir, dışarıdan ve içeriden nasıl görünüyor?" diyerek bir çalışma içerisine girdim.
İlk olarak Kadırga'da yaşamış biri olan Prof.Dr. sayın Gediz Akdeniz'le görüştüm. Hocama eski Kadırga'yı ve eski yaşamı anlatmasını istedim.
İkinci olarak Yeni Kadırga'yı, dolayısıyla aldığı yeni göçleriyle birlikte sosyo ekonomik durumunu inceleyen ve tanımakla onur duyduğum Dr. sayın Mutay Öztemiz'le görüştüm. Sağ olsun O da beni kırmadı ve memnuniyetle panele konuşmacı olarak katıldı.
Üçüncü olarak sevgili komşum ve bir yabancı olarak Kadırga'da evi olan ve burasını çok sevsn Odile Bernaus ile de "Neden Kadırga?" diyerek şenliğe katkıda bulunmak istedim. Bence herşey mükemmeldi.
Bu şenlikte emeği geçen herkesi kutluyorum, herkesin eline ve emeğine sağlık.
Mustafa Bülent Polatay
Kadırgalı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder